'DETOX YOUR LIFE' 2.PROGRAM 10 ŞUBAT'TA BAŞLIYOR.

Type the keyword and hit enter

Close
Wishlist
0

Kendinize gerçekten iyi bakın!

By : kgozdes_w23b7v23 0 Comments
31 Ara

7 yıl önce kendime çok iyi baktığıma inanıyordum, dışarıdan bakınca kesinlikle doğruydu. Ama içeride o kadar sağlıklı olmadığımı ben hissediyordum. Bunu gerçekten anlamam ise vaktimi aldı. Neler mi yapıyordum? Sağlıklı besleniyor, haftanın 6 günü spor yapıyor, her gün en az 2-3 lt su içiyor, arkadaşlarımla dışarı çıkıyor, içmeden de çok eğleniyordum. Erkek arkadaşım olduğu dönemde oldu, flört ettiğim dönemlerde. Çok strese girdiysem masaj yaptırıyor, işten kafa izni alıyordum. Sonuçta kariyerimde yükselmiştim ve süper bir ekibim vardı. İşyerinde işler her zaman istediğim gibi gitmese de, her ay maaşım yatıyor; izinler, tatiller derken başarılı bir kariyerim de vardı.

Kendime iyi baktım ve herşey mutlu olmam için belki başka insanların hayal ettikleri gibiydi – dışarıdan.

Oysa ki ben içeride güven sorunum olduğunu hissediyordum. Başlarda bu çok normaldi. Geçici aksiyonlarla, sinemaya giderek, flört edip karşılık alarak, kuaför, güzellik salonları, alışveriş yaparak ya da beni sevenlerle daha sık vakit geçirerek çok çabuk güvenimi kazanıyordum. Ama içimde bir şeyler beni aşağıya çekiyordu. Kendimi iyi olduğuma ikna ederken yüzümdeki sürekli endişeli ve mutsuz ifadeyi kimse görmüyor sanıyordum. Belki çoğunluğu sadece görüyordu, arkasındaki gerçeği görmüyor, anlamıyor ya da anlamaya çalışmıyordu. Ha bu arada çalışsalar da değişmezdi. Oraya daha sonra gelicem. Kısaca hayatımda birçok duruma bilinçsizce ‘daha ​​sonra ilgilen ve anı yaşa’ etiketleri yapıştırıyordum.

Mükemmelliği arayan ve her zaman geleceğe bakan bir yaşam yolunda, bu etiketler biriktiğinde kendimi kaybettim. İç dünyama nasıl bakacağımı unutmayı başardım.

Ve içimdeki o ses, daha sonraları daha çok hatırlatır olmaya başladığında, bu kadar farkında olan biri olarak yaşamanın zorluğuna isyan ettim önce.

Neden herkes gibi mutlu olamıyordum? Basit ve kolay erişebilecek şeylerle..

Bazen kolaylıkla mutlu olabileceğimi düşünürken, bir yandan da neden başkaları bu basit şeylere sahip olurken, ben bunlara bile sahip olmak için mücadele etmem gerekiyordu. Hep bir mücadele, hep bir zorluk, hep bir hayal kırıklığı. O kadar sağlıklı yaşamama rağmen, 4-6 saat uyuyabiliyor ve bunun kaliteli bir uyku olmadığını hissediyordum. O kadar doğru beslenme ve spora rağmen işe gitmek yerine ayaklarım geri geri gidiyordu.

İşyerine gidip rol yapmak istemiyordum. Zaten neden yapmam gerekiyordu. Patronum beni 2 saat boyunca yapmadığım bir şey için azarlarken ve işten kovmakla tehdit ederken neden herşey yolunda gibi davranmak zorundaydım. Oysaki yapılan haksızlıklar beni yiyip bitiyordu. O kadar şanssızdım ki hep beni buluyordu, hak ettiğim değeri veren kişi ve ortamlarla karşılaşmak çok zordu. İşten istifa da edemiyordum, çünkü öyle bir lüksüm yoktu. Ev kirası, geçinme, seyahatler, spor, beslenme, kişisel bakım derken çalışmadan ayakta kalmam imkansızdı. Aman tanrım, hayatım boyunca çalışmak zorundaydım. Piyango da bana çıkmazdı, ancak tanımadığım yaşlı bir akrabamızdan bir şeyler kalırsa, o da zordu ama tek umudum oydu. Sonra sürekli kurban olmaktan sıkıldığımı fark ettim.

Madem bu ülke benim hayal ettiklerimi bana sunmada zaten sınırlı bir kapasiteye sahipti, o zaman kendime yeni bir alan açmalıydım. Yurtdışında da yapacağım bir şeyler bulmalıydım. Önce sahip olduğum kariyerimle ilgili iş fırsatlarını kollamaya başladım. Güzel tekliflerle çıkıyordu, ama hep mutlu sona çok ama çok yakınken bir şeyler oluyordu ve yeni iş gelmiyordu. Sanırım birisi bana büyü yapmıştı ya da yok yok birinin nazarı değmişti. Bir süre yine çaresizlikle oturduktan sonra yeni bir kaçış planı geliyordu aklıma. Ve ilk başlarda fark etmemiş olsam da sonunda çok doğru bir çıkış bulmuştum.

Sağlıklı beslenmeyi ve yaşamayı seviyordum, neredeyse tüm besinleri ve beslenme kurallarını öğrenmiştim. Bu işi biraz daha profesyonel yapabilmek için neler yapabileceğimi araştırıp 2 sene önce IIN – Holistik Sağlık Koçluğu eğitimi aldım. 1 sene sürdü. Ve o 1 seneyi tamamlamadan önce ise hayatımda en korktuğum şeylerden biri oldu. İşten çıkarıldım.

Bir yandan ‘ne yapacağım şimdi’ diye düşünürken, bir yandan hissettiğim anlamsız rahatlamayı algılamaya çalışıyordum. Sonradan anladım ki benim yapmaktan çok korktuğumu bir başkası yapmıştı ve çok şükür, sonunda! Yine de ne yapacağına karar vermek zaman aldı, ama denemeye hep devam ettim. Hayatım boyunca sahip olduğum öz disiplin bu konuda beni yalnız bırakmadı, yapmak istediğimi bulana kadar yeni şeyler ya da farklı yöntemler denemeye devam ettim.

O sırada Sağlık Koçluğu eğitimi pek çok şeyi fark etmemi sağladı. Aslında hayatta hiç birşeyi yapmak zorunda değilim. Bana öğretilenler var, toplum kuralları ve belli tanımlar çerçevesinde yaşamak ve bunlardan kaynaklı kendimi yeterince başarılı, mükemmel ya da güzel hissetmemekten kaynaklı o kadar bastırmıştım kendimi ve o kadar stres altındaydım ki 6 saat bile uyuyabilmem mucizeydi.

Peki ne oldu? Özetle, derinleşmeye başladım. Gerçek beni tanımaya izin verdim. Her gün yeni bir şanstı, sadece yaşamak için değil, hayal ettiğim herhangi bir şeyi hayata geçirmek ve yeniden başlamak için. Değişiklikler ve zorluklar hep orada olacaktı, bunu kabul etmek beni inanılmaz rahatlattı. Bunu kabullendikten sonra artık hayatımı farklı yaşama karar verdim. Aslına bakarsanız, karar vermeye karar verdim. Kararsızlık, çaresizlik ve başarısız olma korkusuyla yaşamanın bana hiç birşey getirmediğine karar verdim. Tabii bu bir anda olmadı. Yılların birikimi, eğitimle birlikte gelen stratejileri tek tek uygulamaya koydum.

Her gün sabah kendime tamamen kim olduğumu ve hayatta neler yapabileceğimi hatırlattım. Sadece planlayıp durarak çokça vakit harcamıştım, şimdi gerçekten yapma zamanı idi. Hep ileri gitmedim tabiki, yine tökezledim, eski alışkanlıklarım hep su yüzüne çıkmak istedi.

Mükemmel değilsin, bunu biliyorsun ama kapatmak için farklı yöntemler deniyorsun ve bunlar hiç bir işe yaramayacak, sadece kendini kandırıyorsun‘ dedi en büyük düşmanım. Kendim!

Evet, artık hepimiz biliyoruz ki, bir insana en büyük zararı yine kendisi verebilir. Yine sadece kendisi yükseltebilir. Bu nedenle karar verdim. Mükemmel olmaya çalışmamaya, kendimi olduğu gibi kabullenmeye ve sevmeye, zayıf ya da güçlü fark etmez tüm hallerimle ‘Gözde’ olduğuma ve bunlarla mücadele etmemin bana hiç bir fayda getirmediğine, tam tersi daha çok zarar verdiğine karar verdim.

Ve aşağıdaki önerileri kendim uygulayarak yaşamaya başladım. Size de bu yıl kendinize gerçekten iyi gelecekler için daha çok vakit ayırmanızı öneriyorum. Neler mi yaptım?

  1. Bir kaçış olarak kullanmak yerine bağlanmak için seyahat ettim.
  2. Sabah insanı oldum ve her gün ofise koşmak, trafikle savaşmak ve her zaman geride kalmak yerine yoga yazmak, okumak ve pratik yapmak için erken kalkmaya başladım.
  3. Altına gömülü olan acıyı iyileştirmek için katmanları günlüğe kaydederek ve soyarak huzur buldum.
  4. Başarılarımı ve başarılarımı kabul etmeye başladım ve bir sonraki en iyi şeye koşmak yerine küçük ödüller ile kutladım.
  5. Yavaşladım, görevleri basitleştirdim, çevrimiçi süremi kısadım ve sadece bunun yerine yapmak, hareket etmek ve başarmak yerine daha azını taahhüt ettim.
  6. Hissettim. Yanımda taşıdığım üzüntüyü kucakladım ve üzerlerine bir yama koymak yerine korkularıma yaslandım.
  7. Bedenimi dinledim. Bir vegan, vejeteryan, ketojenik oldum ve kendi yolumu buldum. En önemlisi kalori saymak ve çok fazla karbonhidrat tüketip tüketmemem konusunda acı çekmek yerine dikkatli seçimler yapmayı ve önemini öğrendim.
  8. Korku ve kaygıya sarılmak yerine, geçmişle ilgili tekrarladığım hikayeleri ve gelecek için yarattığım endişeleri bırakmayı seçtim.
  9. Her şeye evet demek ve her bir ek sorumlulukla kendimi kısaltmak yerine değerlerime hizmet etmeyen ne varsa hayır demeyi denedim.
  10. Yenilemeden önce yanmayı beklemek yerine, dinlenmek ve sadece haftada bir saat bile olsa kendim için alan yarattım.
  11. Sezgimi izledim ve bitkinlik noktasına kadar düşünmek ve aşırıya kaçmak yerine meditasyonda kendimi dinledim.
  12. Kendi kendime sorular sordum ve bilmediğim için kendime sert davranmak yerine cevapları hemen almadım.
  13. Hediyeyi bütünüyle kabul etmeye başladım – eğlenceli, neşeli anlar ve rahatsız edici, zorlayıcı anlar da dahil olmak üzere her yönüyle. Aniden, dünya farklı bir görünüm aldı – daha nazik, daha anlamlı, daha bol ve şefkatli bir yer.

Ve siz dünyaya gelmiş bir hediyesiniz. Öncelikle kendi değerinizin farkında olun ve kendinize çok iyi bakın!

Categories: BLOG

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close